bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2021 Cuma

Quorum Sensing: Bakteriler nasıl iletişim kuruyor?

 

Referans: Evrim Ağacı


Bugünün popüler bilim konusunu aslında çok da uzman olmadığım bir konudan seçtim, çünkü biyolojiyle çok alakası olmayan insanların pek bilmediği bir konu bu. O yüzden daha çok detay isteyenler Evrim Ağacı'nın bu konuyla alakalı yaptığı yukarıdaki videoya ve posta bakabilir. Bakterilerin ve hatta mikroorganizmaların bazı durumlarda bizden zeki olduğunu düşünürüm. Peki doğru düzgün bir çekirdeği ve kompleks organelleri bile olmayan bakteriler nasıl iletişim kuruyor?

Quorum sensing biyolojide genel manada bakterilerin ve diğer mikroorganizmaların popülasyon yoğunluğunu ve gen regülasyonunu tespit edip tepki vermesine deniyor. Bunu sinyal molekülleri salgılayarak kendi türleri ve diğer türleri arasında iletişim kurarak yapıyorlar. Misal patojen bakterileri örnek verelim, tek bir hücre gidiyor ve güzel tutunacak bir matrix buluyor ve diğerlerine de haber veriyor ve biofilm oluşturuyorlar; ya da tek bir bakteri yine gidiyor, sinyal salgılıyor diğerleri biz de buradayız diyorlar ve beraber saldırıyorlar. Bazı bakteriler bu iletişimi zor şartlarda spor formuna geçmek için, nitrojen fiksasiyonunda ya da bilüminans için de kullanabiliyor.  Çok cool değil mi?

Peki bu ne işimize yarayacak diyorsanız, aslında çok işimize yarayabilir. Wikipedia, bakterilerin arasındaki bu iletişimi decentralized tüm sistemlerde kullanabileceğimizi, hatta computing ve robotics alanlarında da uygulayabileceğimizi söylüyor. Biyoloji bakımından konuşursak yeni nesil antibiyotikler bakteriler arasındaki bu sinyalleşmeyi bozup/ bloke edip üremelerini durdurmak (bacteriostatic) için tasarlanıyor. Kontrolsüz hücre çoğalmasının sebep olduğu kanser gibi hastalıkların araştırmasında da çok önemli bir bilgi aslında...

16 Ocak 2021 Cumartesi

Probiyotik



Geçmişteki huzursuz bağırsak sendromu/ibs maceramdan sonra probiyotik hakkındaki görüşlerimi de hazır blog yazasım gelmişken burada toparlamak istedim.

Probiyotikler genelde tanımla düzenli kullanımda ibs'i bile bir derece kontrol altına almaya yardımcı olan bağırsak mikrobiyomu dengeleyici bakteri ve mayalar. Tabi şişkinlik ve sindirim problemi yaşamayan insanların fermente besinlerden aldıkları probiyotikler yeterli gelebilir, ama bunu kronik olarak yaşayan insanlar ne dediğimi az çok anlayacaktır. Çalıştığım araştırma grubunda alt kol olarak host microbiome interactions çalışan pek çok kişi var. Cilde topikal olarak uygulanan probiyotiklerde öyle fazla kayda değer etki görülmese bile bağırsaklardaki etkisi yadsınamaz. Bağırsaklarımızda yaşayan mikroorganizmaların etkisi o kadar büyük ki fizyolojik problemlerin dışında depresyona bile sebep olabiliyor. O yüzden eğer sık sık gastroentroloji problemleri yaşayan biriyseniz doktorunuza danışarak düzenli probiyotik kullanımına başlamak mucize olmasa da, fayda sağlayabilir.

Kendi açımdan en çok prebiyotik ve birkaç straini bir arada bulunduran yüksek dozda probiyotik içeren ürünleri çok daha başarılı buldum. Özellikle sadece lactobacillus'un 2-3 çeşidini içerenlerdense 4 çeşit bifidobacterium ve 4 çeşit lactobacillus'un yanında prebiyotik (fructo-oligosaccharide) de içeren bir ürün buldum. Fiyat olarak diğerlerinden biraz pahalı olsa da, etkisi bence daha iyi.

Kendi kullandığım markayı belirtmek istemiyorum, ama 8 çeşit ( 2 farklı genera lactobacillus ve bifidobacterium olmak üzere) totalde 20 milyar (cfu) probiyotik strain içeriyor. Fakat birkaç kaynaktan okuduğum kadarıyla bu zaten günlük kullanım için önerilen üst sınır. Bana iyi gelen probiyotik sizde bir etki yapmayabilir veya iyi gelmeyebilir. Sadece örnek olarak verdim. Amaç birbiriyle iyi bir sinerjide çalışacak farklı bakteri ve maya cinslerinin yüksek dozda olması ve bunun günde 20 milyar cfu dozu her ihtimale karşın geçmemesi. O yüzden alacağınız probiyotikten 10 milyar (10x 10^9) civarı ya da yakını total dozu arayıp birkaç farklı cins mikroorganizma içermesine dikkat edebilirsiniz.

Seborreik dermatitis


Cilt bakımı serisine daha önce araştırdığım ve başka bir platformda derlediğim bu spesifik soruna dair postu buraya taşıyarak devam ediyorum. Öncelikle dermatolog, eczacı ya da bu konuda herhangi bir uzmanlığım olmadığını belirtiyor ve sadece tüketici olarak araştırmalarıma dayanarak bunu yazdığımı söylemek istiyorum.

Bunu kendim yaşamasam da yıllarca bu probleme sahip biriyle yaşadığım için ve az çok mikrobiyolojiden de anladığım için sanırım hakkında 3-5 kelam edebilirim. Genelde saç derisinde, alında ve burun çevresinde kızarıklık ve döküntü olarak baş gösteriyor. Tetiklenme sebebi tam olarak bilinmese de stres genel bir etmen. Bu durumlarda ciltte malassezia mantarı aşırı çoğalıp bu tür komplikasyonlara yol açabiliyor. Kesin tedavisi maalesef yok, ama kontrol altında tutmak mümkün. Muhtemelen yüz kere yazılmıştır ama saçtaki kepek sorunu için en etkili çözüm aslında atak dönemlerinde antifungal ketoconazole etken maddesini içeren klinik şampuanları kullanmak, ama sanırım bu pek çok ülkede reçetesiz satılmıyor. Onun yerine reçetesiz satılan şampuanlarda selenium sulfide içeren Vichy Dercos veya zinc pyrithione içeren Ducray Kelual DS şampuanları da alternatif çözümler. Genelde atak dönemlerinde bu şampuanları 2 hafta aralıksız kullanıp problem çözüldüğünde de haftada 2 kere kullanıma düşerek önlem olarak kullanmak tavsiye ediliyor. Genelde bu probleme yönelik ürünler eczanelerde DS serisi olarak satılıyor zaten. Eczacınıza söylerseniz yardımcı olurlar.


Gelelim cilt problemlerine, takip ettiğim birkaç dermatolog, atak döneminde saç derisi için kullanılan şampuanlarla haftada birkaç kere yüzünüzü de yıkamayı tavsiye ediyor. Ama şampuanla yüz yıkamanın yıpratıcı etkisinden korkuyorsanız bazı dermokozmetik markaların ds serileri piroctone olamine içeren yüz yıkama jelleri ve nemlendirici kremleri de satıyor. Bildiğim kadarıyla Ducray Kelual DS serisinin yüz yıkama jeli ve kremi de var. Onun dışında La Roche Posay Kerium DS serisi de var. maalesef tedavi amaçlı kullanılan ürünlerin çoğu dermokozmetik olduğundan deneysiz değil, bu da ayrı bir yönü.

Atak olmayan dönemde ise kullandığınız kremlerde ve cilt bakım ürünlerinde malassezia tetikleyici olmamasında dikkat etmek lazım. destek olarak propolis içeren topikal ürünler de güzel olabilir, örneğin Benton Aloe Propolis Soothing Gel. Şimdilik benden bu kadar, umarım birilerine faydası olur.

Cilt bakımı



Bu postu da son zamanlarda (2019 güzünden beri özellikle) takıntım haline gelen cilt bakımına adamak istedim. Psikopat gibi bir sürü cilt bakımı üzerine bir sürü youtube ve instagram hesabını takibe aldım. Kendi çapımda da araştırmalar yapıp (abartmamaya çalışarak) ürün deniyorum. şahsi kanaatim her ne kadar özellikle Kore ve dermokozmetik marketi sürekli yeni ve çekici ürünler çıkarsa da cilt bakım rutinini minimal tutup sadece ihtiyaca yönelik birkaç ektra ürün eklemek. bu arada bloggerların dediği gibi eklemek istiyorum; dermatolog, kosmetolog, eczacı ya da estetisyen değilim ama işin bilim kısmını hesaba katarak anlatan hesapları daha çok seviyorum, çünkü o konuda az da olsa bilgim var (biyoteknoloji üzerine doktora yapıyorum). Bu aralar çok beğendiğim ve onları izleyerek/okuyarak öğrendiğim hesapları da buraya bırakmak istiyorum (Türkçe ve İngilizce olanları ayırdım);


Türkçe:

çisem çakır/naturally serein: Beni ilk cilt bakımı merakına bulaştıran Çisem'in youtube kanalı. didaktif anlatımıyla, bilimsel referanslarıyla ve ayrıca kişisel tatlılığıyla Türkiye'den favorim kendisi. Buradan da teşekkürlerimi iletmek istedim, umarım bu işe hep devam eder.

eczabakim: Bildiğim kadarıyla kendisi eczacılık yeni mezunu ve cilt bakımı alanına özellikle meraklı. özellikle dermokozmetik alanında önce sebeplerini açıklayarak şikayetlere ve cilt tipine yönelik güzel tavsiyeler veriyor. Son zamanlarda hesabı biraz sıktı, zaten kendi de başka yerlere yöneldiğinden boşladı ama yine de içerik bakımından bakmakta fayda var.

bollove beauty/ Ceyda sinağ: Sektördeki tecrübeleriyle ve kişisel yaklaşımıyla güvenilir bir hesap. ayrıca çok tatlı bir insan.

kozmetik notları: Sema hanım hem k-beauty hem de dermokozmetik trendlerini yakından takip eden bilinçli bir tüketici. yorumları sade ve anlaşılır.

İngilizce:
İngilizce hesapları instagramda çok takip etmiyorum ama youtube'da birkaç sevdiğim hesap var.

Hyram/skincarebyhyram: İngilizce cilt bakımıyla ilgili içerik konusunda youtube'da bu arkadaş favorim. yaşı genç olmasına rağmen epey bilgili ve heyecanlı konuşma tarzını eğlenceli de buluyorum. ınstagramını takip etmiyorum ama anladığım kadarıyla youtube kadar aktif kullanmıyor onu.

mixedmakeup/Susan Yara: Genelde Harper's Bazaar kanalındaki ünlülerin cilt bakımı rutinine reaksiyon videolar çekse de yıllardır güzellik enstitüsünde çalıştığı için alanında bilgili bir youtuber daha.

Liah Yoo: Krave Beauty'nin de sahibi olan Koreli bir kızımız. ürünlerini denemedim ama içerikleri çok iyi gözüküyor. özellikle Hyram'ın da övdüğü kale-lu-yaha aha/bha ürününü ve great barrier relief kremini merak ediyorum. youtube kanalında biraz monoton ses tonuna pek tahammül edemesem de instagram hesabını takip ediyorum. sevdiğim yönü kendi markası olmasına rağmen reklam için sadece kendi markasından ürün göstermek yerine epey geniş yelpazede ürünlerden de bahsetmesi.

Sheerene Idriss: Açılın gerçek dermatolog geldi. Ayrıca çok cool bir kadın, aslen Lübnan'lıymış. Botox filler falan hiç hayatımda düşünmedim ama Amerika'da yaşıyor olsam ve düşünsem direkt bu kadına güvenirdim. Instagram ve sonrasında açtığı youtube kanalında dermatoloji bilgisiyle yanlış bilinenleri düzeltip genel manada hap bilgiler veriyor.

and last but not the least:

labmuffin beauty science: Benim gibi skincare "nerd"leri olan faniler için bir bilim insanı gözünden labmuffin'in blogunu okumak inanılmaz zevkli ve tatmin edici. Yeterli birikimim ve motivasyonum olsaydı ve cilt bakımı alanında youtube işine girseydim, rol modelim bu hesap olurdu.



Fakat Michelle her ne kadar organik kimya üzerine doktorası olan bir bilim insanı olsa da tanrıymışçasına her dediğinin sorgusuz sualsiz kabul edilmesi bazen benim açımdan sinir bozucu. Deneyimli dermatologların bile cilt bakıma yaklaşımları birbirinden farklı olmasına rağmen nedense peptitler üzerine doktora yapmış ve sonrasında scientific communicator ve chemical formulator olarak çalışmış Michelle ne zaman bir şey dese herkes, özellikle bu konuda içerik yapan diğer bloggerlar hemen şimdiye kadar yaptıklarımızı unutalım, çünkü labmuffin dediyse kesin doğrudur moduna giriyor. Michelle akıllı bir kadın ve blog postu yapmadan iyice araştırıyor ve farklı bakış açılarını sunmaya çalışıyor ama yine de her şeyi 100% tarafsız yapamaz, o yüzden kendi blogundan yazdığı yazıyı şuraya da aktarıyorum:

"I am qualified in a tangentially relevant field (organic medicinal chemistry phd, with a minor in physiology and pharmacology as well during my undergraduate studies), and I have a lot of experience in science education and communication. I was also a moderator on the skincareaddiction subreddit for a bit over 4 years. but I have no medical qualifications, so take my advice with a grain of salt and consult a doctor before making radical changes to your skincare/make-up regimen."